Game of Thrones’un yıldızları Jason Mamoa (Khal Drogo), Finn Jones (Loras Tyrell) ve Gece Nöbetçileri’nden Josef Altin (Pyp) ile yapılan ve hayranların da katıldığı bir söyleşi.

[yellow_box]Uyarı: Söyleşi kitap serisinin ilk kitabından ve Game Of Thrones dizisinin ilk sezonundan spoiler içerir.[/yellow_box]

Jason Mamoa tarafından canlandırılan Khal Drogo karakteri.
Jason Mamoa tarafından canlandırılan Khal Drogo karakteri.

Röportör (Jason’a):  Merhaba, Stargate gibi uzay gemileri, uzaylıları ve silahları olan bir bilim kurgu filminde rol almıştın. Sonra Game of Thrones gibi atları, büyüleri ve kılıçla dövüşleri olan bir fantezi filminde rol aldın. Kendini hangi dünyada daha rahat hissettin ve Game of Thrones’ta rol almak Stargate’den çok mu farklıydı?

Jason Mamoa: Evet, demek istediğim bence Game of Thrones, büyük olasılıkla en kolay olanı çünkü Stargate’de hayali şeylerle savaşıyordun ve uzayda vurulmuş gibi yapıyordun ve bu da çoğu zaman sinir bozucu oluyordu. Bu yüzden Game of Thrones kolay olanı. Fazlaca seks yapmak ve adam öldürmek zorundayım ama bir şey yapıyormuş gibi yapmak zorunda değilim. Bundan dolayı Game of Thrones’ta rol atmak daha iyi ve bu dizide canlandırdığım karakter (Khal Drogo) oynadığım en iyi karakterlerden biri. Çünkü Khal Drogo kendimden çok uzak bir karakter. Khal, iyi bir adam ve otururken bağdaş kuruyor ve iyi ayakkabılar giyiyor. Bu tür bir ölümle karşılaşmamalıydı.

Hadi ama, daha zorlayıcı sorular sormalısın yoksa bu yarım saat olabilecek en uzun sürede geçer.

Röportör (Jason’a): Kitaplarda Drogo saçında ve sakalında ziller taşıyordu. Dizide onlara ne oldu?
Jason: Bir gürültüydü ve lanet olası bir kâbustu. Yürürken ‘’Bunlardan kurtulmam lazım!’’ diyordum. Tıpkı Noel Baba gibiydim. Jingle jingle…

Jason Mamoa (Josef’e): Domuzlar nasıl Pyp?

Josef Altin: İyiler, çocuklar onları besliyor. Yakında geri dönmem gerekiyor. Yani onları tekrar görmek zorundayım.

Jason Mamoa: Tekrar Ekim gibi mi başlayacaksınız?

Finn Jones: Temmuz galiba.

Finn Jones tarafından canlandırılan Loras Tyrell karakteri.

Jason Mamoa: Game of Thrones ile alakalı en aptalca şey ne biliyor musunuz? Sadece 10 bölüm görebilmek için nisana kadar beklemek zorundayız. Bir sezonda daha fazla bölüm olmalı, haksız mıyım?

(Kalabalık gürültülü bir şekilde Jason’ın söylediklerine onay veriyor.)

Jason Mamoa: Ve ayrıca Drogo’yu geri getirmeliler.

(Kalabalık daha gürültülü bir şekilde onay veriyor.)

Jason Mamoa: Tamam, mektupları yazmaya başlayın o zaman.

Röportör: Karakterlere hazırlanmak için ne tür provalar yapıyorsunuz? Bildiğim kadarıyla tiyatro çalışmalarından farklı bir prova yapıyorsunuz? Provalar daha mı bireysel? Yönetmenle tanıştınız mı?

Finn Jones: Bu sezon çok iyi bir yönetmenimiz vardı ve biz sahneleri çekmeden önce prova yapma şansı bulduk. Ancak genellike biz prova yapmıyoruz. Bazen sadece cümleleri bir araya getirmek için birkaç dakika çalışıyoruz.

Jason Mamoa: Söylediğinin aynısı. Cümleleri oku, kim olduğunu ve kimi oynadığını, arkaplanı ve diğerlerini iyi anla. Çekim yapılırken sadece cümlelerini oku.

Finn Jones: İnanılmaz setler, kostümler, senaryo ve diğer şeyler sizin provalarınızı çoğunlukla olumlu yönde etkiliyor.

Josef Altin: Karakteri oynamak benim için çok kolay oldu. 2 yıl önce çekimler sırasında hava çok soğuktu. Belli ki mevsim kıştı. Çürümüş cesetler asılıydı ve alan korkunçtu. Yani karaktere uyum sağlamak kolaydı çünkü o zaten oradaydı. Kapılardan geçmek ve duvarlar, her şey oradaydı…

Josef Altin tarafından canlandırılan Pyp karakteri.

Jason Mamoa: Karakteri oynamak kolaydı çünkü kimse bana ne yapacağımı söyleyemiyordu. Kraldım ve kimse bunun hakkında bir şey söyleyemezdi. Sadece oraya çıkıyordum ve ‘‘Ahlalalala!’  Tişörtünü çıkart ve bamm! Anında Drogo.

Röportör: Sette başınıza gelen en kötü talihsizlik neydi? Her şeyin tamamen yanlış gittiği ve sizin ‘’Artık dayanamıyorum!’’ dediğiniz bir gün oldu mu?

Finn Jones: Yani, ben sık sık işemek zorunda kalıyorum ve bu çılgın zırhın içinde kısılıp kalmak ve küçücük portatif kabinlere girmek oldukça kötüydü. Bu benim için en büyük talihsizlikti.

Josef Altin: Umm, evet. Bu biraz can sıkıcıydı.

Jason Mamoa: Poponuza bir atkuyruğu takmayı deneyin.

Josef Altin: Başıma bir şey gelmedi ama şu var ki biz sahneleri Kara Kale’de çekiyorduk. Ben, Samwell’i oynayan John Bradley ve Jon’u oynayan-ki bunu zaten biliyorsunuzdur-Kit Harington. Mesela biz yemeğimizi yerken onlar da Sur’un üstüne çıkmaya yarayan o kafeste sahnelerini çekiyorlardı. Sonra birden herkes ’’Kafes durdu.’’ dedi. Bense ‘’Kafes durdu derken?’’ diye şaşırdım. Kafes yana doğru kayıyordu ve herkes Kit’in öleceğini düşündü. Çok korkmuştum. Ardından set elemanlarından biri kafese tırmandı ve tekrar çalışması için birkaç şeyi kurcaladı. O sırada ben altıma yapıyordum.

Finn Jones: Evet, ben de kamptaki çekimler sırasında yaşanan bir olayı hatırladım. Orada fazlalıkları koyduğumuz bir çadır vardı ve uçurumun hemen yanındaydı. Aşırı rüzgârlı bir gündü ve ben de karavanımdaydım. O sırada herkesin panik içinde koştuğunu gördüm. Bu yüzden dışarı çıktım ve gördüğüm manzara korkutucuydu. Çadırda yüzlerce malzeme ve bir o kadar köstüm vardı ve hepsi havadaydı. Bunlar yere düşüyor ve insanlara çarpıyordu. Gerçekten büyük bir kaostu. Neyse ki o gün kimseye bir şey olmadı.

Jason Mamoa: Biz de bu tür bir olayı yandığımız sahnede yaşamıştık. Gozo’daydık ve bu sahne kitaba göre gece olmalıydı. Dany ateşe yürür ve daha sonra geri gelir. Onlar bunu gündüz çektiler çünkü malzemeleri tutuşturduklarında rüzgâr öyle sert esiyordu ki tüm malzeme alev aldı. Ben ölüydüm, umursamıyordum, karavanımda gülüyordum.

Röportör: George Martin ile tanıştınız mı? Senaryo hakkındaki düşünceleri ve senaryodaki çözümlenmemiş konular neler? Bütün iyi karakterleri öldürdü ve tüm kalleşler hayatta!

Finn Jones: Onun adına konuşamam ama biz ilk sezonda Belfast’ta tanışmıştık. Kısa bir konuşmamız oldu ama gerçekten çok iyi bir adam. Oldukça alçak gönüllü, konuşması kolay ve kitaplara çok değer veriyor. Onunla karakterler ve olaylar hakkında konuşmak büyük bir deneyimdi ama onlara ne olacağı hakkında hiçbir şey söylemedi ve bu da çok rahatsız ediciydi. ‘’Şimdi, ee..şeye ne olacak?’’ dediğim anda o hemen ’’Sana söylemeyeceğim.’’ diyor. Büyük ihtimalle o da bilmiyor.

Josef Altin: Onunla ilk defa, Belfast’a ilk gittiğimizde oteldeki kahvaltı sırasında tanıştık. O ‘’Hey, Sen Pyp olacaksın!’’ dedi. Ben kitapları okumamıştım çünkü ben okuma güçlüğü çekiyorum. Bu yüzden olayları ona sordum.

Jason Mamoa: Pyp tahta çıkacak, bunu biliyordun değil mi? Pyp en sonda tahta çıkıyor. Bence kitapları okumalısın dostum.

Josef Altin: Ah, maalesef gerçekten okuma güçlüğü çekiyorum.

Jason Mamoa: Yeterli miktarda içki içersen sorunun düzelir.

Josef Altin: Birçok şey yapmakta özgürüm ama çok fazla içmek bunlardan birisi değil.

Röportör: Mümkün olsaydı, başka hangi karakteri canlandırmak isterdiniz?
Jason: Bunlar mı? Kesinlikle Drogo’yu oynamak isterlerdi. Bense Tyrion. En uzun adam en kısa adamı oynuyor. Ne demek istediğimi anlamışsındır.

Finn Jones: Bilmem, belki Sansa? Bunu demek istememiştim. İyi bir karakter olmasına rağmen elbise giymek zorundasın.

Josef Altin: Joffrey’i oynamayı çok isterim ancak onun(Jack Gleeson) benden daha iyi oynadığını görebiliyorum. Gerçekten çok iyi oynuyor. Oynaması eğlenceli bir karakter.

Röportör: Diziye başlamadan önce kitapları okudunuz mu? Eğer okumadıysanız, senaryoyu okurken sizi şaşırtan bir şey oldu mu?

Finn Jones: Göğüs tıraşı sahnesi beni oldukça şaşırtmıştı. Senaryo bana çekimlerden birkaç gün önce verildi. Ama bu sahne orijinal metinde yoktu ve bana gelip senin için ekstra bir sahnemiz var dediler ben de ‘’Aa, süper’!’ dedim ve bana “Yarı çıplak olacaksın ve Gethin’in göğsünü tıraş edeceksin.” dediler. Bense ‘’ ?? Imm, tamam.’’ dedim. Önceden kitapları okumadım ancak dizi başlamadan Vikipedi’de birkaç sayfaya bakmıştım. Diziye dahil olduğum anda kitaplara başladım ve oldukça iyiler.

Josef Altin: Kitaplar benim için çok zor oluyor. Olay örgüleri çok ağır oluyor. Normal bir kitap okuyabilirim. Ancak Game of Thrones kitapları benim için aşırı kaçıyor. Kitapları okuyan kişilere karakterler ve olaylar hakkında sorular soruyorum.

Finn Jones: İnternetin sağladığı en iyi kolaylıklardan biri de bu zaten. Kitapları saplantı haline getirmişsin. Bu yüzden Vikipedi ve diğer sayfalar senin için çok yararlı. Sen sadece karakterini Google’da ara ve fazla çaba olmadan her şey ortada. Bu birçok aktörün hayalidir.

Jason Mamoa: Sizi bilmem ama ben bir yerde görev aldığımda onu araştırırım. Okumanın büyük bir hayranın değilim ama ben ‘’Kitabı okumalıyım!’’ dedim ve yaptım da. Biraz zaman aldı ve okuduğum en uzun kitaptı. Bana göre büyük bir başarıydı! Eğlenceliydi ve ben kitabın hayranı oldum. Daha sonra rolü oynamam gerektiğini anladım.

Röportör: Favori kitabınız hangisi?
Finn: Kralların Çarpışması’nı severim. Kılıçların Fırtınası’nın da sadece ilk bölümünü okudum. Yani, kalanını okumak zorundayım ama evet favorim Kralların Çarpışması.

Josef Altin: Bilmiyorum!

Jason Mamoa: İlk kitapta öldüm. Bu yüzden diğerlerini boşver! Kitabı okuduğumda çıldırmıştım. ‘’Olamaz! Olamaz!’’ diyordum. Sona yaklaştım ve gelecek kitaba bakarak ‘’ Hayır, seni….’’ Nasıl yaparsın? Delirmiştim. Karakteri en iyi yapıp onu nasıl bir anda öldürebilirsin? George! Onun bir kere savaşmasına bile izin vermedin?

Röportör: Favori sahneniz veya bölümünüz hangisi?

Finn Jones: Kafamın üzerinde kavga ettikleri sahne inanılmazdı ve benim ilk kez ’’Lanet olsun, Thrones destansı bir şey!’’ dediğim andı. İki sert adam kafamın üzerinde kılıç dövüşü yapıyorlar ve tüm set bizi izliyor. O sahne sizin ‘’ Evet, bunu gerçekten yapıyorum.’’ dediğiniz sahnelerden biridir. Bu da çok ezici bir histir.

Josef Altin: Gece Nöbetçileri’yle birlikte olduğumuz veya Tyrion’un kapıya geldiği sahne. Pek bir şey yapmamıştım, sadece Kara Kale’de geçiyordu fakat çok hoşlanmıştım. Daha fazlasını yapmak için bekleyemem.

Jason Mamoa: 7. veya 8. bölümde kızgın olduğum büyük konuşma. Söylediğim türden sözleri dile getirmek için büyük bir deneyim. İngilizce söylemek zorunda değilsin: ‘’Çocuklarını kölelerim olarak alacağım ve köpeğine tecavüz edeceğim!’’ Bu sözleri söylemek çok destansıydı ve özellikle farklı bir dilde söylemek. Biraz öfkelenmiştim ama şimdi mutluyum.

Röportör: Sette, ‘’Renly’nin Kampı’’ndan senin düşündüğün gibi bir kelime oyunu yaptılar mı?

Finn Jones: Hayır! Bunu ilk defa duyuyorum. Geth’in kuvvetleri bir araya toplamak için ‘’Öfke bizimdir (Ours is the fury)’’ dediğini ve figüranların da ‘’Popomuz öfkedir (Arse is the fury)’’ olarak anladığını hatırlıyorum. Bu da etrafta dolaşan kelime oyunuydu.